soyut

    5
    redlack 29.3.2019 16:48
    yazdığım tüm yazıların en sondan en başa olan silinişini izledim, o kadar çok uzun sürdü ki, belki
    hayatımın tamamını düşünebilirdim o sırada. ya da hayatımda az şey yaşanmıştı. sayfanın tamamı
    benim gibi tertemiz görünmeye başladı şimdi. ayağa kalktım, ilerlemeye başladım, bir çok açıdan
    geriliyor gibi görünüyordum hayatım ilerleyen her saniyesinde fakat şu an ilerlediğime inanıyorum,
    adımlarımın sesleri her yerde yankılanmakla kalmıyor, yankılandığı ve dağıldığı her yere çok güçlü bir
    şekilde gidiyordu, öyle güçlüydü ki duvarları yıktı, duvarlar yıkıldı, binalar sarsıldı, dağlar o kadar
    etkilenmedi. ama onlar da benden haberdardı artık. aşağı indim, sanki az önce zirvedeymişim gibi,
    sokaklarda ilerlemeye başladım, sokaklar beni ilerletti, bir adam vardı, her sabah aynı yerde benden
    sigara isterdi. “yok abi kullanmıyorum” derdim, alkışlardı beni. her sabah ona benliğimi okşatmaktan
    yorulmuştum, o yüzden güldüm. çünkü şu an bulunduğum sokakta yanarak ilerliyordu önümden. o da
    ilerliyordu, ateş vücudunda ilerliyordu onun. fakat acı çekmiyordu, acı çektiğini belli etmiyor da
    olabilirdi. emin değildim, o da ne yaptığından bir o kadar emindi. adımlarımın yerküreyi uzaya
    çevirdiğini hissetmeye başladım, evet, o ses yankılanınca sadece duvarları yıkmıyordu, dünyamı da
    yıkıyordu. durmam gerekliydi, ilerliyordum. cebimdeki iskambil kartlarını çıkardım, birkaç tanesini
    yere attım, cadının evine gidebilirdim. bilmiyordum, kadınlarla aram problemliydi. sonra adımlarım
    çoğaldı, adımlarım çoğaldıkça yerküre azaldı. yok olacaktı ki oturdum. adamın yanışını aklımdan
    geçirdim. dünyanın paramparça olmasını izledim. dünya paramparçaydı, bir kadının suratı vardı
    gökyüzünde, bulutlardan falan değil, basbayağı kadındı bu, dünyayı elinde tutuyordu, tutuyordu ama
    ben parçalamıştım o dünyayı. gözlerimin içine baktı. bakmaya çalıştı ama göremedi, kocaman gözleri
    vardı sonuçta, nasıl görsündü? ben küçücük gözlerimle onun gözlerini epey rahat bir biçimde
    görebilmiştim. sonra ilerlemeye başladım, geriye kalan son dünya parçalarında. adalardı onlar,
    kimsenin haberdar olmadığı, kimseden haberdar olan adalar. denizlerden uzakta durmaya çalışmamın
    sebebi yüzmeyi bilmemem değildi. bizzat denize olan tiksintimdi. boğuyordu beni. sıkıcıydı,
    fazlaydı, baneldi. keşke hiçbir şey yazmasaydım. işte son adadayım, kadın hala beni izliyor, bok var.
    oturdum, sigara uzattı ağaçlar, almadım. kadına bakmıyordum ama bakacak bir dünya da kalmamıştı
    artık. mecbur bacaklarına yöneldim, onlar da uzun muydu büyük müydü hiç hatırlamıyorum,
    ellerindeydim kadının sonuçta, ada ile birlikte.
  • 0
    caytiryakisi 9.4.2020 19:37
    bir şeyler mi anlatıyorsun, yoksa içini mi döküyorsun?