bunu yeni öğrendim

    11
    gamzeszgin 31.5.2020 04:35 ~ 12:53
    bugüne kadar hiçbir yerde okumadım, denk gelmedim. utandım bir an ve şaşırdım.


    tahsin öztin’in ”mustafa kemal’den atatürk’e” adlı kitabından:

    akrabasından birinin izmir suikastında hüküm giymiş olmasının hıncını taşıyan genç öğretmeni bu hıncının etkisi altında, mustafa kemal‘e çok ağır bir şiir kaleme alır. önüne gelene de okur.

    mustafa kemal hakkında çok ağır suçlamalarla dolu olan şiir savcıyı harekete geçirir. genç öğretmen suçunu inkar etmez. saçtığı zehirlerin kendisine ait olduğunu mahkemede yargıç önünde itiraf eder.

    sonuçta hapse mahkum olur. ama, mahkumiyetinin birkaç ayında 1933’te cumhuriyerin 10. yılı affı imdadına yetişir ve hapisten çıkar.

    mesleğine dönmek için milli eğitim bakanlığına başvurur. olumsuz cevap alır. danıştay’a gider.

    tayini hakkında herhangi bir kanuni sakınca kalmadığını öğrenince, tekrar milli eğitim bakanlığına başvurunu tekrarlar, şöyle bir yanıt alır:

    -bakanlığımız sizi tekrar işe alma sorumluluğu taşımamaktadır.

    bunun üzerine şöyle der:

    -zorunlu hizmetim vardır, tekrar işime dönmek istiyorum…

    milli eğitim bakanı:

    -sizin borcunuzu ödemekten muaf tutuyorum…

    deyince, genç öğretmen hiddetlenir ve şu cevabı verir:

    -benim borcunuz şahsınıza değil, devletedir. siz devlet borçlarını affetmek yetkisine sahip değilsiniz…

    milli eğitim bakanı sakindir ve şöyle der:

    -bakanlığımızca hakkınızda yapılacak başlıca işlem yoktur.

    böyle deyince genç öğretmen; ”niçin?” diye sorar.

    milli eğitim bakanı şöyle cevap verir;

    -oğlum!… suçun doğrudan doğruya mustafa kemal‘in şahsına aittir. biz kendi başımıza karar veremeyiz…

    genç öğretmen kararlıdır ve şöyle der:

    -o zaman ben bizzat mustafa kemal‘e çıkacağım…

    milli eğitim bakanı süratle kapıya doğru ilerleyen genç öğretmene doğru şöyle seslenir:

    -dur gitme, pek inatçıymışsın. bir çare düşünelim. sen bana bir hafta sonra gel…

    aradan kısa bir süre geçer. mustafa kemal‘in sofrası.

    milli eğitim bakanı hikmet (bayur) de sofradadır. bir ara fırsatını bulur. mustafa kemal paşa‘nın kulağına eğilir ve aralarında şöyle bir konuşma geçer:

    -paşam!… hani hakkınızda ağır bir şiir yazmış olan bir öğretmen vardı ya!…

    -evet?

    -aftan yararlandığı için, tekrar öğretmenliğe atanmasını istiyor…

    -atanmasında kanuni bir sakınca var mı?

    -hayır paşam…

    -o halde niçin bana soruyorsunuz?

    -işlediği suç şahsınız hakkındadır da…

    -aşk olsun sana hikmet ! şahsi garezim dolasıyla kanuni yükümlülüklerin yerine getirilmesine engel olacak kadar beni egoist olarak mı görsün? o gencin hemen ilk açılacak yere atmasını yaparsınız…

    bir hafta sonra gereken atama yapıldı. bu genç öğretmen yıllarca öğretmenliklerde bulunarak görevini yapan, romancı, şair sabahattin ali idi…
  • 1
    horseman 31.5.2020 08:09
    (pi: vay anasını sayın seyirciler ) dedirtti
    1
    gamzeszgin 31.5.2020 12:01
    lütfen sen de yeni öğrendim de:)
  • 1
    666o999 1.6.2020 01:06
    mustafa kemal atatürk ! farkı...
    0
    gamzeszgin 1.6.2020 02:32
    :))
  • 1
    systemfailed 1.6.2020 03:19
    adam işte..
  • 1
    tesla52 1.6.2020 03:43
    bir gün benim sözlerim bilimle çelişirse beni seçin. - recep tayyip erdoğan (bu sözü çok severim)