mahalle delileri

    0
    asfalttakiruh 31.5.2021 04:12 ~ 04:19
    unutulup giden kaybolan yok olan değerlerimizden biridir bu insanlar. sessiz sedasız geçerler ömürlerimizden, bağıra çağıra yırttıkları hayatlarını, sessizlik içinde, garip tiklerle, süsleyerek bize farklı kendilerine kostüm olmuş elbiseleriyle geçerler yollarımızdan. oğuz atayın "beyaz mantolu adam" hikayesinde bahsettiği insanlardır onlar. benim mahallemde aklımda kalan iki kişi vardı, bakmayın deli dediğime o insanlar büyümüş o insanlara aşina olanlar, deli kelimesini bir aşağılama olarak kullanmadığımı anlayacaktır. son bir kaç yıldır o iki abiyi görmüyorum ve acayip bi hüzne kapılıyorum, kentsel dönüşüm dalgasından zaten mahallemi tanımam artık mümkün değil. o insanlar büyüdüğüm yerlerin vücuda gelmiş hali gibiydi, şimdi onlarda gidince büsbütün kayboldu gitti mazi. bu abilerimden bi tanesinin lakabı çıt çıttı bi kere bile aklıma gelmemiş adını sormak. mahallede elinde ince uzun bir sopayla gezer ve sürekli yerden izmarit toplayıp poşetine atardı, izmariti yerden almadan öncede elindeki sopayı çıt çtı diye yere vururdu, arka sokağımızda oturur ne zaman okul dönüşü bakkala uğrasam onu caddede izmarit toplarken görürdüm. ben büyüdüm iş güç sahibi oldum aşık oldum sarhoş oldum asker oldum bir sürü sıfatım oldu, o sadece çıt çıt oldu. izmarit topladığı caddeye bi poşette ben izmarit ekledim. sen benim şehrimin en güzel kaldırımı olmuştun güzel abim umarım bi yerlerde mutlusundur. mahallemizin diğer sahibi paçalı lakaplı abimizdi farklı renkli çoraplarını dizine kadar çekerdi, çeke çeke yırtardı. bilen bilir eskiden musluklara bi su hortumu takılır ucuna da bez bağlanırdı. sularımızı süzerek günlerimizi gülerek geçirdiğimiz zamanlar, sanki yarın yoktu, bende yoktum, güneş vardı sadece. araba mezarlıkları üstünde uçan kırlangıçlar vardı.paçalı ucuna sigarasını taktığı 30 santimlik borusunun içinden dumanını kıvıra kıvıra çektikçe günler uzardı.bi gün bankadan para çekerken gözüme ilişti. meydanda oturmuş kuş yemliyordu, birisi eline kuş yemi vermişti o da karşılığında kırık dökük sararmış dişleriyle ona bi güzel gülüş vermişti bana da öyle yaptı çünkü. ona çaktırmadan para verirken, ona para verirken öyle utandım öyle sıkıldım öyle kederlendim ki anlatamam. benim büyüğümdü, bence mahallemizden de büyüktü. her şeyden önce paçalı olduğuna yemin edebilirim. tanrı büyük patlamayı yaptı evren toz dumanken, paçalıya eğildi ve şimdi ne yapıcaz dedi, paçalı gülümsedi, sonraları adına dünya diyeceğimiz bu yere tanrı bi çiçek ekledi. elimde yanına gidene kadar sıka sıka buruşturduğum, heyecandan sırılsıklam ettiğim o kağıtları ceketinin cebine koyarken ben, o kuşları yemliyordu, meydan boş paçalı yok. umarım bi yerlerde mutlusundur canım abim. aklıma gelmişken meral abladan da bahsetmek istiyorum ona kimse deli diyemedi yani yüzüne karşı, ama duyardım komşu ablalardan deli meral derlerdi dul derlerdi, çocuktum önüme bakardım ama zoruma giderdi, camı bizim bahçeye bakardı altın sarısı saçları vardı, annemi çok sever kızım diye seslenirdi onlar konuşurken , kenarda bi yerde oturur o iki meleği seyrederim, kandillerde camından uzanır, hamur verirdi bana. annem, bak meral ablan hamur yapmış koş al derdi, ömrümün en güzel adımlarını koşardım, bahçemizdeki iğde ağacının altında duran mavi su varilinin üstüne oturur yerdim, ne hamur ne iğde kokusu kaldı, romantikleştirmiyorum emin olun arkadaşlar. keşke sizde görseydiniz, üzerine çörek otu serptiği hamurlarını yeseydiniz. ama başkası yemezdi mahalleli sevmezdi, yaşlı yalnız bi insandan ne isterlerdi. hala bilmiyorum . daha sonra ben büyüdüm meral abla gitti, yıllar sonra mahalleden bi teyzeye sordum, neden kimse konuşmazdı meral ablayla dedim. o deliydi evi leş gibiydi sen bilmezsin dedi. allah belanızı versin lan diye haykırmak istedim allah belanızı versin diye bağıra bağıra ağlamak istedim, bide paçalının bi köşede otururken, ağzından sildiği kanı gördüğümde böyle hissetmiştim ne duruyorsun allahım demiştim, yok etsene artık bu dünya denen zifiri kuyuyu. dışarıya çıkmayı sevmiyorum. dışarda sadece çirkinlik ve ölüm var kesilen iğde ağaçları, kaybolan iyi ve güzel insanlar var